“İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı.” Attilâ İlhan
Bu sözün merkezinde, sevginin yalnızca birlikte kalmakla değil, ilişkinin içinde canlılığını korumakla ilgili olduğu düşüncesi var. Attilâ İlhan’ın bu sözü, aşkın ve sevginin insan hayatındaki en kırılgan yanlarından birine dokunuyor. Bazen bir ilişkiyi bitiren şey büyük bir kavga, ağır bir kırgınlık ya da tek bir olay değildir; zaman içinde sevginin içimizdeki yerini kaybetmesi olabilir. Bir zamanlar heyecanla baktığımız bir insanla aramızda görünmez bir mesafe oluşabilir, birlikte kurduğumuz hayaller anlamını yitirebilir. Böyle anlarda insanın bırakmak istememesi, geçmişte yaşanan güzel duygulara tutunması son derece doğaldır. Fakat sevginin artık aynı karşılığı vermediğini kabul etmek de hayatın bir gerçeğidir. Çünkü insan bazen sevdiği için kalır, bazen artık sevemediği için gitmek zorunda kalır. Sevginin varlığı kadar yokluğu da ilişkilerin gerçekliğini ortaya koyar; önemli olan, biten bir duyguyu zorla yaşatmaya çalışmak yerine onun bize anlattığını anlayabilmektir.
Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, sevdiğimiz insanlara sevgimizi yalnızca hissetmekle bırakmayıp düzenli olarak göstermektir. Bunun için her gün ilişkilerimizden birine küçük bir sevgi davranışı ekleyebiliriz: İçten bir teşekkür etmek, gerçekten dinlemek, gününün nasıl geçtiğini sormak, birlikte telefonsuz birkaç dakika geçirmek veya onun bizim için neden değerli olduğunu söylemek… Bunların hiçbiri büyük fedakârlıklar değildir. Ancak sevgi, çoğu zaman büyük sözlerden çok küçük ve sürekli davranışlarla canlı kalır. Çünkü insanlar kendilerine değer verildiğini yalnızca bilmek değil, bunu hissetmek de ister. İlişkilerimize emek vermek, sevgiyi korumanın ve aramızdaki bağı canlı tutmanın en sade yollarından biridir.
Günlük yaşamda bunun bir örneğini, uzun yıllardır birlikte olan iki insan üzerinden düşünebiliriz. Başlangıçta birbirlerine büyük bir sevgiyle bağlanan bu çift, zaman içinde farklılaşmış olabilir. Birbirlerini kıran büyük bir olay yaşanmamıştır; fakat konuşmaları azalmış, ortak heyecanları kaybolmuş ve yan yana oldukları halde birbirlerinden uzaklaşmaya başlamışlardır. Böyle bir durumda yalnızca geçmişte yaşanan güzel günlere bakarak ilişkiyi sürdürmek, bugün yaşanan gerçeği değiştirmeyebilir. Belki açık bir konuşma ve yeniden kurulacak bir bağ ilişkilerini canlandıracaktır; belki de yollarının ayrılması daha doğru olacaktır. Her sevgi sonsuza kadar sürmek zorunda değildir; bazı sevgiler hayatımıza girer, bizi değiştirir ve sonra yerini başka bir gerçeğe bırakır. Bazen insanın sevdiğini bırakması değil, sevgisinin artık onu aynı yerde tutmaması bir ayrılığın gerçek nedenidir.
Attilâ İlhan Kimdir?
Attilâ İlhan (1925-2005) Türk şair, romancı, yazar, gazeteci ve düşünce insanıdır. Türk edebiyatının 20. yüzyıldaki önemli isimlerinden biri olan İlhan, özellikle aşk, yalnızlık, memleket, toplum, özgürlük ve insan ilişkileri üzerine yazdığı şiir ve romanlarıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Şiirlerinde güçlü bir lirizmle toplumsal duyarlılığı bir araya getiren İlhan, aynı zamanda romanlarında farklı dönemlerin insanlarını ve Türkiye’nin değişen toplumsal yapısını ele almıştır. Ben Sana Mecburum, Ayrılık Sevdaya Dahil ve Sisler Bulvarı gibi şiir kitapları, onun edebiyatındaki duygu ve düşünce zenginliğinin önemli örnekleri arasında yer alır. Roman, deneme, eleştiri ve senaryo alanlarında da eserler veren Attilâ İlhan, kendine özgü dili ve yoğun, tutkulu anlatımıyla Türk edebiyatında kalıcı izler bırakmıştır.