“Başkalarının hayatlarına güneş saçanlar, kendi yaşamlarını da nurlandırırlar.” Andrew Carnegie
İnsanların hayatına dokunmak için her zaman büyük şeyler yapmamız gerekmez. Bazen içten bir söz, ihtiyaç duyulan bir anda verilen destek, birinin başarısını samimiyetle takdir etmek ya da yalnızca “Yanındayım.” diyebilmek bile bir insanın gününü değiştirebilir. Andrew Carnegie‘nin bu sözü, iyiliğin tek yönlü bir davranış olmadığını anlatır. Başkalarına umut, cesaret ve mutluluk verdiğimizde, aslında kendi iç dünyamızı da besleriz. Çünkü iyilik yaptıkça yalnızca karşımızdaki insanın hayatını değil, kendi yaşamımızın anlamını da zenginleştiririz. İnsanlarla kurduğumuz olumlu bağlar, bize ait olduğumuzu ve bir başkasının hayatında değer yaratabildiğimizi hissettirir.
Bu sözden günlük yaşamımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, her gün en az bir insanın hayatına küçük bir iyilik bırakmayı alışkanlık haline getirmektir. Bunun için büyük fedakârlıklara ihtiyacımız yok. Bir arkadaşınızın emeğini takdir edebilir, bir çalışma arkadaşınıza teşekkür edebilir, moralinin bozuk olduğunu fark ettiğiniz birine birkaç dakika ayırabilir veya uzun zamandır aramadığınız bir yakınınızı arayabilirsiniz. Bunu yaparken karşılığında bir şey beklememeye çalışın. İyiliği bir alışverişe değil, bir yaşam biçimine dönüştürdüğümüzde onun gerçek gücünü fark ederiz. Üstelik çoğu zaman verdiğimiz küçük bir ışığın bize nasıl geri döneceğini de önceden bilemeyiz.
Örneğin iş yerinde zor bir gün geçiren bir arkadaşınızın yanına gidip yaptığı bir çalışmanın gerçekten değerli olduğunu söylediğinizi düşünün. Belki onun için yalnızca birkaç cümledir; fakat o sözler, tam da kendisinden şüphe ettiği bir anda yeniden güç bulmasına yardımcı olabilir. Günün sonunda siz de bir insanın kendisini daha iyi hissetmesine katkıda bulunmanın huzurunu taşırsınız. Böylece iyilik, bir kişiden diğerine yayılan görünmez bir ışığa dönüşür. Başkalarının karanlığını biraz olsun aydınlatmak için yaktığımız her ışık, aslında kendi içimizde de bir umut yakar; çünkü insanın dünyasını güzelleştirmenin en güçlü yollarından biri, başka insanların dünyasına güzellik katmaktır.
Andrew Carnegie Kimdir?
Andrew Carnegie (1835-1919) İskoç asıllı Amerikalı sanayici, iş insanı ve hayırseverdir. Yoksul bir ailede dünyaya gelen Carnegie, genç yaşta Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti ve demiryolları ile çelik sektöründeki yatırımları sayesinde dönemin en büyük servetlerinden birini elde etti. Özellikle Carnegie Steel Company ile Amerikan çelik endüstrisinin gelişmesinde önemli rol oynadı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde servetinin büyük bölümünü eğitim, kültür ve toplum yararına kullanmaya yöneldi; binlerce kütüphanenin kurulmasına destek verdi ve Carnegie Mellon Üniversitesi ile Carnegie Hall gibi önemli kurumların oluşumuna katkıda bulundu. 11 Ağustos 1919’da Massachusetts’te hayatını kaybetti. Andrew Carnegie, başarıyı yalnızca servet biriktirmekle değil, sahip olunan imkânları toplumun yararına dönüştürmekle ilişkilendiren yaklaşımıyla da tanınmaktadır.
E-Motivasyon | Motivasyon Adresiniz
