“Hayallerinizi yitirdiğiniz an hayatınız sona erdi demektir.” Mark Twain
Mark Twain’in bu sözü, hayallerin insan hayatındaki yerini oldukça güçlü bir biçimde anlatıyor. Çünkü hayal kurmak yalnızca gelecekte sahip olmak istediğimiz şeyleri düşünmek değildir; bugünden yarına uzanan bir anlam ve umut duygusu oluşturabilmektir. Bir insanın ulaşmak istediği bir hedefi, görmek istediği bir yer, öğrenmek istediği bir şey veya gerçekleştirmek istediği bir düşü olduğunda, hayatın içinde ilerlemesi için de bir neden oluşur. Hayaller bizi harekete geçirir, zor zamanlarda dayanma gücü verir ve henüz gerçekleşmemiş olsa bile yaşamımıza bir yön kazandırır. Elbette hayat her hayalimizi gerçekleştirmeyebilir; bazı hayallerimiz değişebilir, bazılarını bırakabilir, bazılarını da yeniden şekillendirebiliriz. Ancak hayal kurma yeteneğimizi kaybettiğimizde, geleceğe dair merakımızı ve yaşamla kurduğumuz bağı da zayıflatmaya başlarız.
Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, her gün geleceğe dair küçük bir hayalimizi canlı tutacak tek bir adım atmaktır. Bunun için öncelikle şu soruyu kendimize sorabiliriz: “Gerçekleşmesini gerçekten istediğim bir şey ne?” Bu bir seyahat, yeni bir beceri öğrenmek, bir kitap yazmak, bir iş kurmak, daha sağlıklı bir yaşam düzeni oluşturmak veya yalnızca kendimize ayıracağımız bir zamanı artırmak olabilir. Ardından bugün bunun için yapabileceğimiz en küçük adımı belirleyelim. Bir sayfa okumak, bir araştırma yapmak, bir telefon açmak veya on dakika çalışmak bile yeterlidir. Hayaller, yalnızca zihnimizde taşıdığımız görüntüler olarak kaldığında uzaklaşır; onları küçük eylemlerle beslediğimizde ise yaşamın parçası haline gelir.
Günlük yaşamda bunun güzel bir örneğini yıllardır fotoğrafçılık yapmak isteyen, fakat işi ve sorumlulukları nedeniyle bunu sürekli erteleyen bir kişi üzerinden düşünebiliriz. “Bir gün mutlaka başlayacağım.” diyerek yıllar geçebilir. Oysa bir hafta sonu fotoğraf makinesini eline alıp dışarı çıkması, küçük bir eğitim izlemesi veya çektiği fotoğrafları paylaşmaya başlaması, yıllardır bekleyen hayalini yeniden canlandırabilir. Belki profesyonel bir fotoğrafçı olmayacaktır; ancak hayatına yeni bir heyecan, öğrenme alanı ve üretme duygusu katacaktır. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey hayatımızı baştan sona değiştirmek değil, geleceğe doğru yeniden bakmamızı sağlayacak bir hayali hatırlamaktır. Hayallerimiz değişebilir, yollarımız değişebilir; fakat geleceğe dair bir şeyler düşlemeyi sürdürdüğümüz sürece hayatın önümüzde hâlâ söyleyeceği yeni bir hikâye vardır.
Mark Twain Kimdir?
Mark Twain (1835-1910) Amerikalı yazar, mizahçı, gazeteci ve konuşmacıdır. Asıl adı Samuel Langhorne Clemens olan Twain, Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir. Mizah, toplumsal eleştiri, özgürlük, çocukluk ve insan doğası üzerine etkileyici eserler veren Twain, özellikle Tom Sawyer’ın Maceraları ve Huckleberry Finn’in Maceraları adlı romanlarıyla dünya çapında tanınmıştır. Mississippi Nehri çevresindeki yaşam ve deneyimleri, eserlerinin atmosferinin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Twain’in kendine özgü mizahi üslubu, yalnızca güldürmekle kalmamış; toplumun çelişkilerini, insan davranışlarını ve dönemin sosyal sorunlarını da eleştirel biçimde görünür kılmıştır. Eserleri bugün de hayal gücü, özgürlük, macera, insanlık ve yaşam deneyimi üzerine düşündüren güçlü bir edebî miras olarak okunmaya devam etmektedir.
“Eğer hayallerinin peşinden gitmezsen, bir sebzeden farkın kalmaz.” The World’s Fastest Indian
“Sahip olduğun her şeyi hayallerine ver, senden çıkan enerjiye şaşırıp kalacaksın.” William James
“Kendilerine ait hiçbir hayali olmayanlar sizinkileri de göremezler.” John C. Maxwell