“İnsanların % 99’u fikrinizden şüphe ettiğinde ya çok fena yanılıyorsunuz ya da tarih yazmak üzeresiniz.” Scott Belsky
Scott Belsky’nin bu sözü, çoğunluğun düşüncesi ile doğru olanın her zaman aynı şey olmadığını hatırlatıyor. Yeni bir fikir ortaya çıktığında insanların ilk tepkisi çoğu zaman onu mevcut deneyimleri ve alışkanlıkları üzerinden değerlendirmektir. Daha önce görmedikleri bir şeyi anlamakta zorlanabilir, riskli bulabilir veya gerçekleşmesine ihtimal vermeyebilirler. Nitekim geçmişte dünyayı değiştiren pek çok fikir, ilk ortaya çıktığında alışılmış düşüncelere aykırı görünmüştür. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: İnsanların bize inanmaması, otomatik olarak bizim haklı olduğumuz anlamına gelmez. Gerçek cesaret, çoğunluğa karşı çıkmakta değil, fikrimize inanırken aynı zamanda onu sorgulayacak kadar açık fikirli olabilmektedir. Eğer düşüncemizi araştırıyor, geliştiriyor ve eleştirilere rağmen ayakta tutabiliyorsak, çoğunluğun şüphesi bizi durdurmak yerine daha sağlam adımlar atmaya yönlendirebilir.
Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, inandığımız ama çevremizden yeterince destek görmeyen bir fikri eleştirel biçimde test etmektir. Bir hedefimiz veya projemiz hakkında herkes “olmaz” diyorsa, hemen vazgeçmek yerine kendimize üç soru soralım: “Ben neden bunun mümkün olduğuna inanıyorum?”, “Hangi kanıtlar beni destekliyor?” ve “Yanılıyor olabileceğim nokta neresi?” Bu sorular hem gereksiz inadı hem de başkalarının düşüncesine körü körüne teslim olmayı önler. Ardından büyük bir risk almak yerine fikrimizin küçük bir denemesini yapabiliriz. Sonuçlar bize yol gösterecektir. Böylece yalnızca “Ben farklı düşünüyorum.” demekle kalmaz, farklı düşüncemizi gerçek hayatın içinde sınayarak ona sağlam bir zemin kazandırırız.
Günlük yaşamda bunun basit bir örneğini, kendi işini kurmak isteyen bir kişinin çevresinden sürekli “Bu iş tutmaz.” sözünü duymasında görebiliriz. Herkesin şüphe etmesi onu elbette düşündürmelidir; fakat bu şüphe, hayalinden vazgeçmesi için tek başına yeterli değildir. Pazar araştırması yapabilir, küçük ölçekte başlayabilir, ilk müşterilerinden geri bildirim alabilir ve fikrini sonuçlara göre geliştirebilir. Belki gerçekten yanılıyordur ve bunu erkenden fark ederek daha büyük bir kayıptan kurtulacaktır. Belki de herkesin göremediği bir fırsatı görüyordur. Önemli olan, çoğunluğa karşı çıkmayı bir gurur meselesine dönüştürmeden kendi fikrimizin sorumluluğunu üstlenmektir. Çünkü bazen dünyayı değiştiren fikir, ilk anda herkesin alkışladığı fikir değil; önce sınanan, sonra kanıtlanan ve sonunda artık kimsenin şüphe etmediği fikirdir.
Scott Belsky Kimdir?
Scott Belsky (1980- ) Amerikalı girişimci, yatırımcı, yazar ve yaratıcı sektörler üzerine çalışan bir iş insanıdır. Özellikle yaratıcı insanların ve ekiplerin fikirlerini hayata geçirmelerine yardımcı olan çalışmalarıyla tanınır. Behance’in kurucusu olan Belsky, yaratıcılık, girişimcilik, liderlik, inovasyon ve fikirleri eyleme dönüştürme konularındaki yaklaşımıyla öne çıkmıştır. Making Ideas Happen adlı kitabında, başarılı fikirlerin yalnızca yaratıcılıkla değil, aynı zamanda organizasyon, kararlılık ve uygulama becerisiyle hayata geçirilebileceğini ele alır. Kariyeri boyunca yaratıcı fikirlerin başlangıçta karşılaşabileceği direnç ve belirsizlik üzerine düşünceler geliştiren Belsky, yenilikçi insanların yalnızca iyi fikirler üretmelerinin değil, bu fikirleri gerçeğe dönüştürecek sabrı ve uygulama disiplinini göstermelerinin önemini vurgulamıştır.
“Önce farkı yaratırsın, sonra da fark yaratırsın.” Tayfun Topaloğlu
“Zorlukları aşmanın tek yolu, yeni girişimlerde bulunmaktır.” Goethe