Hayat sana üzülmek için 100 neden verdiğinde, sen de hayata gülümsemek için 1000 tane nedenin olduğunu göster!
Hayat bazen önümüze gerçekten de üst üste gelen sıkıntılar, kayıplar ve hayal kırıklıkları çıkarabilir. Böyle zamanlarda zihnimiz doğal olarak sahip olduklarımızdan çok eksik olanlara odaklanır. Oysa bu söz, mutluluğun yalnızca hayatın bize sunduğu koşullara değil, bizim o koşullara nasıl baktığımıza da bağlı olduğunu hatırlatıyor. Üzüntü için yüzlerce neden bulabildiğimiz gibi; nefes alabilmek, sevdiklerimizle aynı sofraya oturabilmek, yeni bir güne uyanmak, öğrenmek, üretmek ve yeniden başlayabilmek için de sayısız nedenimiz vardır. Önemli olan sorunları inkâr etmek değil, onların hayatımızdaki bütün güzel şeyleri görünmez hâle getirmesine izin vermemektir.
Bu sözden ilhamla günlük yaşamda uygulayabileceğimiz küçük ama etkili bir şükür ve farkındalık egzersizi oluşturabiliriz. Her akşam günün sonunda bir kâğıda, o gün sizi üzen üç şeyi değil, size iyi gelen en az beş şeyi yazın. Bunlar büyük başarılar olmak zorunda değil; içtiğiniz güzel bir kahve, yaptığınız keyifli bir sohbet, güneşli bir hava, tamamladığınız küçük bir iş ya da sevdiğiniz birinin gülümsemesi bile olabilir. Zamanla zihnimizin olumsuzlukları büyütme eğilimine karşı bir denge oluştururuz. Çünkü mutluluk bazen yeni bir şey elde etmekten çok, zaten sahip olduğumuz güzellikleri fark etmekle başlar.
Örneğin yoğun ve yorucu bir iş gününün ardından eve geldiğimizi düşünelim. Gün boyunca yaşadığımız birkaç problem, zihnimizde bütün günün kötü geçtiği düşüncesini oluşturabilir. Oysa akşam çocuğumuzun sarılması, eşimizle yaptığımız kısa bir sohbet, evimizin sıcaklığı ve ertesi gün için hâlâ yeni bir başlangıç fırsatımızın olması, aynı günün başka bir yüzünü gösterir. Hayatın bize sunduğu zorlukları küçümsemeden, bakışımızı yalnızca eksiklere değil, elimizde kalan güzelliklere de çevirebiliriz. Çünkü bazen hayatın bize verdiği 100 nedeni değiştiremeyiz; ama onlara rağmen gülümsemek için 1000 neden bulmayı öğrenebiliriz.