“İşini değerlendirirken ona sanki düşmanın tarafından yapılmış gözüyle bak. Eğer ona hayran olmak için bakarsan kaybolmuşsun demektir.” Samuel Butler

“İşini değerlendirirken ona sanki düşmanın tarafından yapılmış gözüyle bak. Eğer ona hayran olmak için bakarsan kaybolmuşsun demektir.” Samuel Butler

Samuel Butler’ın bu sözü, ortaya koyduğumuz bir işe duyduğumuz sahiplenmenin bazen eksiklerimizi görmemizi engelleyebileceğini anlatıyor. İnsan emek verdiği bir çalışmaya kolayca bağlanabilir; harcadığı zamanı, gösterdiği çabayı ve yaşadığı süreci düşündükçe ortaya çıkan sonucu olduğundan daha değerli görmeye başlayabilir. Oysa dışarıdan bakan biri, bizim göremediğimiz ayrıntıları daha rahat fark edebilir. Buradaki “düşman gözü”, yapılan işi kötülemek değil; ona mazeret üretmeden, tarafsız ve sert bir dikkatle bakabilmek anlamında düşünülebilir. Başarılı olmak isteyen insan yalnızca yaptığı şeyle gurur duymayı değil, gerektiğinde o şeyde neyin işe yaramadığını da görebilmeyi öğrenmelidir. Çünkü kendimizi hayranlıkla izlediğimiz anlarda rahatlarız; kendimize dürüstçe baktığımız anlarda ise gelişmeye başlarız.

Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, tamamladığımız önemli bir işi bir gün sonra yeniden değerlendirmektir. İş bittiği anda onu savunmaya çalışmak yerine, kısa bir süre uzaklaşalım ve ertesi gün kendimize üç soru soralım: “Burada ne iyi çalışıyor?”, “Neresi daha güçlü olabilirdi?” ve “Bunu ilk kez gören biri neyi sorgulayabilir?” Özellikle ikinci sorudan kaçmamaya çalışalım. Bir yazı, sunum, proje veya önemli bir karar üzerinde çalışıyorsak, kendi emeğimizi değil ortaya çıkan sonucu değerlendirelim. Böyle yaptığımızda eleştiriyi kişiliğimize yöneltilmiş bir saldırı gibi görmek yerine, ortaya koyduğumuz işi geliştirecek bir geri bildirim haline getirebiliriz. Çünkü iyi iş yalnızca üretmekle değil, onu gerektiğinde yeniden eleştirebilmekle de ortaya çıkar.

Günlük yaşamda bunun güzel bir örneğini, önemli bir sunum hazırlayan bir kişi üzerinden düşünebiliriz. Sunumu tamamladığında çok emek verdiği için her bölümün iyi olduğunu düşünebilir. Ancak ertesi gün sunuma ilk kez görecek birinin gözüyle baktığında bazı slaytların gereğinden fazla kalabalık olduğunu, ana mesajın yeterince belirgin olmadığını veya anlatımın gereksiz yere uzadığını fark edebilir. Bu farkındalık, onun emeğini değersizleştirmez; tam tersine emeğinin karşılığını daha iyi bir sonuca dönüştürmesine yardımcı olur. Kendimizi sürekli alkışlarsak gelişme ihtiyacımızı fark etmeyebiliriz; yalnızca kusur ararsak da ürettiğimiz hiçbir şeyden memnun kalamayız. İhtiyacımız olan şey, ikisinin arasında dürüst bir bakıştır. Bazen yaptığımız işe daha çok hayran olmak değil, ona biraz yabancılaşmak gerekir; çünkü gelişim, kendimizi alkışlamayı bıraktığımız yerde gördüğümüz ayrıntıyla başlar.


Samuel Butler Kimdir?

Samuel Butler (1835-1902) İngiliz yazar, düşünür ve sanatla ilgilenen çok yönlü bir edebiyat insanıdır. Butler, yaşadığı dönemin yerleşik fikirlerine kolayca teslim olmayan, toplumun kabullerini mizah ve eleştiri yoluyla sorgulayan bir anlatıcı olarak öne çıkmıştır. Onu edebiyat tarihinde özel bir yere taşıyan eserlerden biri Erewhon adlı romanıdır; bu eserinde dönemin toplum düzenine ve insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye sıra dışı bir bakış getirir. The Way of All Flesh ise aile, eğitim ve toplumsal beklentiler arasında sıkışan bireyin hayatını eleştirel bir gözle inceleyen romanıdır. Butler yalnızca edebiyatla ilgilenmemiş, aynı zamanda Darwin’in evrim kuramı, sanat ve müzik üzerine de fikirler geliştirmiştir. Yazılarında hazır kabulleri sorgulaması ve alışılmış düşüncelerin arkasındaki çelişkileri görünür hale getirmesi, onun entelektüel karakterinin belirgin özelliklerinden biridir. Bu nedenle Butler’ın eserleri, yalnızca edebî metinler olarak değil, insanın kendisini ve içinde yaşadığı düzeni yeniden düşünmesine davet eden çalışmalar olarak da okunabilir.


instagram.com/e_motivasyon

e-motivasyon.net

En İyi Kişisel Gelişim Özlü Sözleri

En İyi Çalışkanlık Özdeyişleri

Girişimci ve Girişimcilik Üzerine Özlü Sözler

Yorum yapın