“Ruhun zaferleri vardır. Bazen kaybetseniz bile kazanırsınız.” Elie Wiesel
Elie Wiesel’in bu sözü, hayatımızdaki her kazanımın ölçülebilen bir sonuçla ortaya çıkmadığını hatırlatıyor. Bir sınavı kaybedebilir, bir iş fırsatını kaçırabilir, istediğimiz bir ilişkiyi sürdüremeyebilir veya uzun süre emek verdiğimiz bir hedefe ulaşamayabiliriz. Dışarıdan bakıldığında bunların her biri birer yenilgi gibi görünebilir. Oysa yaşadığımız deneyim bize sabır, olgunluk, cesaret veya kendimizi daha iyi tanıma gibi değerler kazandırmışsa, ortada yalnızca bir kayıp yoktur. Bazen istediğimizi elde edemeyiz ama o süreçte nasıl biri olduğumuzu keşfederiz. Kimi zaman bir kapı kapanır ve bize kendi sınırlarımızı, değerlerimizi ya da gerçekten ne istediğimizi gösterir. Ruhun zaferi, herkesin görebileceği bir kupa değildir; insanın kendisine rağmen değil, kendisi olarak ayakta kalabilmesidir.
Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, yaşadığımız bir başarısızlığın ardından “Ne kaybettim?” sorusunun yanına mutlaka “Ne kazandım?” sorusunu eklemektir. Bir olay istediğimiz gibi sonuçlanmadığında, önce yaşadığımız hayal kırıklığını kabul edelim. Ardından o deneyimin bize kattığı en az bir şeyi belirleyip yazalım. Belki daha dikkatli olmayı, belki sınır koymayı, belki de sabırlı kalmayı öğrendik. Bu küçük alışkanlık, yaşadığımız her olayı zorla olumluya çevirmek için değil, deneyimin tamamını görebilmek için değerlidir. Çünkü yalnızca sonuca baktığımızda kendimizi kaybeden taraf olarak görebiliriz; süreçte kazandıklarımıza baktığımızda ise hâlâ elimizde büyütebileceğimiz bir şey olduğunu fark ederiz.
Günlük yaşamda bunun güzel bir örneğini, bir iş görüşmesinde istediği sonucu alamayan bir insan üzerinden düşünebiliriz. Görüşmeye büyük bir umutla girmiş, fakat işe kabul edilmemiştir. İlk anda bütün emeğinin boşa gittiğini düşünebilir. Sonra görüşmeyi yeniden değerlendirdiğinde, kendisini ifade ederken bazı eksikleri olduğunu, hangi sorularda zorlandığını ve hangi alanlarda gelişmesi gerektiğini fark edebilir. Bir sonraki görüşmeye daha hazırlıklı girdiğinde, ilk başarısızlığın aslında onun için değerli bir deneyime dönüştüğünü görebilir. Belki o işi hiç alamayacaktır; fakat kendisine kattığı beceri ve farkındalık başka bir kapının açılmasına yardımcı olabilir. Hayatın bazı sonuçları bize istediğimizi vermez; ama doğru baktığımızda bize ihtiyacımız olanı verebilir. Bazen kazanan, istediğini elde eden kişi değil; kaybettiği şeyin ardından kendisinden daha güçlü, daha bilinçli ve daha derin bir insan olarak çıkandır.
Elie Wiesel Kimdir?
Elie Wiesel (1928-2016) Romanya doğumlu Amerikalı Yahudi yazar, düşünür, akademisyen ve insan hakları savunucusudur. Çocukluk ve gençlik yıllarında Nazi toplama kamplarının dehşetini yaşayan Wiesel, bu deneyimin ardından yaşamını büyük ölçüde insan hafızası, ahlaki sorumluluk, kötülük karşısında sessizlik ve insan onuru gibi konulara adadı. En tanınmış eseri Gece, yaşadığı yıkımı edebî bir anlatıyla geleceğe aktaran güçlü bir tanıklık niteliğindedir. Wiesel yıllar boyunca konuşmaları ve yazılarıyla, yaşanan büyük acıların unutulmaması gerektiğini ve insanın başkalarının acısına karşı kayıtsız kalmaması gerektiğini savundu. 1986 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Wiesel, yaşamının ilerleyen dönemlerinde de farklı toplumlarda insan hakları ve zulüm karşısında farkındalık oluşturmak için çalışmalarını sürdürdü. Onun düşünce dünyasında insanın bütün kayıplara rağmen vicdanını, hafızasını ve insanlığını koruyabilmesi, başlı başına önemli bir kazanım olarak öne çıkar.
“Hiçbir zaman kaybetmem. Ya kazanırım ya da öğrenirim.” Nelson Mandela
Güçlü insanlar her şeyde kazananlar değil, düştüklerinde kalkabilenlerdir.