“Bazı yenilgiler zaferin sadece taksitleridir.” Jacob Riis
Jacob Riis’in bu güçlü sözü, başarısızlıkların her zaman kaybettiğimiz anlamına gelmediğini; bazen ulaşmak istediğimiz sonucun bedelini deneyim, sabır ve öğrenme yoluyla parça parça ödediğimizi anlatır. Hayatta istediğimiz her şeyi ilk denemede elde edemeyebiliriz. Bir iş görüşmesinde reddedilebilir, bir sınavda beklediğimiz sonucu alamayabilir, kurduğumuz bir girişim istediğimiz gibi ilerlemeyebiliriz. O an yaşadığımız yenilgi gerçek ve can sıkıcıdır; ancak ondan ne öğrendiğimiz, gelecekteki başarımız açısından çok daha belirleyici olabilir. Yenilgi bize nerede eksik olduğumuzu gösteriyor, bizi daha iyi hazırlıyor ve yolumuzu değiştiriyorsa, artık yalnızca bir kayıp değildir. Tıpkı bir borcun taksitlerini öder gibi, bazı başarısızlıklar da bizi hedefimize biraz daha yaklaştıran deneyimlere dönüşebilir.
Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, her başarısızlığın ardından kendimize tek bir soru sormaktır: “Bu deneyim bana ne öğretti?” Bir şey istediğimiz gibi sonuçlanmadığında hemen kendimizi yargılamak veya vazgeçmek yerine, birkaç dakika ayırıp neyin işe yaramadığını düşünelim. Ardından öğrendiğimiz tek bir şeyi bir sonraki denememize taşıyalım. Örneğin bir sunumumuz istediğimiz etkiyi yaratmadıysa, bir sonraki sunumda değiştireceğimiz yalnızca bir noktayı belirleyebiliriz. Böylece başarısızlık karşısında duygusal olarak takılıp kalmak yerine deneyimi bilgiye dönüştürürüz. Her deneme bizi doğrudan başarıya götürmeyebilir; fakat her denemeden bir şey öğreniyorsak, aslında olduğumuz yerde de saymıyoruzdur.
Günlük yaşamda bunun güzel bir örneğini yeni bir iş kurmaya çalışan bir girişimcide görebiliriz. İlk ürünü beklediği ilgiyi görmeyebilir, yaptığı bir yatırım zarar ettirebilir veya müşterilerinden aldığı geri bildirimler hayal kırıklığı yaratabilir. Eğer bütün bunları “Ben başarısız oldum.” diyerek yorumlarsa yolun sonuna gelebilir. Fakat hangi kararının yanlış olduğunu, müşterilerin ne istediğini ve bir sonraki adımda neyi değiştirmesi gerektiğini görürse, yaşadığı her yenilgi yeni deneyimlerin kaynağına dönüşür. Belki ilk denemesi başarısız olacaktır, ikincisi de… Ama üçüncü denemede çok daha hazırlıklı olabilir. Bazı kayıplar bizi hedeften uzaklaştırmaz; doğru dersleri aldığımızda, zaferin bize düşen taksitini ödemiş oluruz.
Jacob Riis Kimdir?
Jacob Riis (1849-1914) Danimarka asıllı Amerikalı gazeteci, fotoğrafçı ve toplumsal reform savunucusudur. Özellikle New York’un yoksul mahallelerinde yaşayan insanların ağır yaşam koşullarını kamuoyuna duyurmasıyla tanınır. Gazeteciliğin yanı sıra belgesel fotoğrafçılığı toplumsal sorunları görünür kılmak için kullanan öncü isimlerden biri olan Riis, dönemin yoksulluk, kötü barınma koşulları ve sosyal eşitsizliklerine dikkat çekmiştir. En tanınmış eseri How the Other Half Lives, New York’un yoksul kesimlerinin yaşamını ayrıntılarıyla ele alarak dönemin sosyal reform hareketleri üzerinde etkili olmuştur. Riis’in çalışmaları, azim, mücadele, toplumsal duyarlılık ve değişim gibi kavramlarla birlikte anılmasını sağlamış; gazeteciliğin yalnızca haber aktarmakla kalmayıp toplumsal değişime de katkıda bulunabileceğini gösteren örneklerden biri olmuştur.
Bu gönderiyi Instagram’da gör