“Korku yaşamın değil, ölümün bir parçasıdır. Yaşamın anlamı risk almaktır, maceradır, bilinmeyenin içine dalmaktır.” Osho
Osho’nun bu sözü, korkunun bizi koruyan doğal bir duygu olmakla birlikte, bütün kararlarımızı onun yönetmesine izin verdiğimizde hayatımızın alanını daraltabileceğini anlatıyor. Bilinmeyen her zaman biraz ürkütücüdür; çünkü sonucu önceden göremeyiz, kontrol edemeyeceğimiz ihtimaller ortaya çıkar ve alıştığımız düzenin dışına çıkmamız gerekir. Fakat insanın gelişimi de çoğu zaman tam burada başlar. Yeni bir işe başlamak, bir ilişkiye kalbimizi açmak, farklı bir şehirde yaşamak, yeni bir beceri öğrenmek ya da yıllardır ertelediğimiz bir hayalin peşine düşmek belirli ölçüde belirsizlik taşır. Risk almak, korkmamak değildir; korkuya rağmen hayatın çağrısına cevap verebilmektir. Elbette her risk değerli değildir ve bilinmeyene atılmak düşünmeden hareket etmek anlamına gelmez. Asıl mesele, korkunun bizi koruduğu yer ile bizi sınırladığı yeri ayırt edebilmektir.
Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, uzun zamandır yapmak isteyip korktuğumuz bir şeyin en güvenli ilk adımını bu hafta atmaktır. Bunun için önce “En kötü ne olabilir?” sorusunu, hemen ardından da “Bunu daha güvenli bir şekilde nasıl deneyebilirim?” sorusunu soralım. Yeni bir iş düşünüyorsak önce küçük bir proje üstlenebilir, bir eğitim almak istiyorsak ilk derse katılabilir, insanlarla tanışmakta zorlanıyorsak küçük bir sosyal ortamda konuşmaya başlayabiliriz. Böylece bilinmeyenin içine bir anda atlamak yerine onu küçük deneyimlerle tanımaya başlarız. Çünkü bazen korkumuz, gerçeğin kendisinden çok zihnimizde büyüttüğümüz ihtimallerden oluşur. Küçük bir adım attığımızda ise neyle karşılaşacağımızı hayal etmek yerine gerçekten görmeye başlarız.
Günlük yaşamda bunun güzel bir örneğini, yıllardır kendi işini kurmak isteyen bir insan üzerinden düşünebiliriz. Mevcut düzenini bırakma düşüncesi onu korkutuyor olabilir; gelir, başarısızlık ve belirsizlik gibi pek çok soru zihnini meşgul edebilir. Bu nedenle hiçbir şey yapmadan beklemek daha güvenli gelebilir. Oysa önce iş fikrini araştırması, küçük bir deneme yapması, ilk müşterisini bulmaya çalışması veya bu alanda çalışan insanlarla konuşması, korkusunu gerçekle sınamasını sağlayabilir. Belki sonunda düşündüğü işin kendisine uygun olmadığını anlayacaktır; belki de yıllardır aradığı yolu bulacaktır. Her iki durumda da hareket etmiş ve kendi hayatına dair yeni bir bilgi kazanmış olacaktır. Çünkü yaşamın bütün güzellikleri kesinlik içinde gelmez; bazıları ancak cesaret edip kapıyı açtığımızda görünür. Hayatı gerçekten yaşamak, bütün korkularımızın bitmesini beklemek değil; bazı korkularımızı yanımıza alarak bilinmeyene doğru yürümeyi göze almaktır.
Osho Kimdir?
Osho (1931-1990) Hindistan doğumlu düşünür, ruhani öğretmen ve konuşmacıdır. Asıl adı Rajneesh Chandra Mohan olan Osho, insanın kendi deneyimini doğrudan gözlemlemesine ve toplumsal koşullanmalardan bağımsız bir farkındalık geliştirmesine büyük önem vermiştir. Konuşmalarında meditasyon, özgürlük, sevgi, korku, bilinç ve bireysel dönüşüm gibi konuları ele alırken, geleneksel kabulleri sorgulayan kendine özgü bir anlatım kullanmıştır. Özellikle insanın hayatı sürekli kontrol etmeye çalışmak yerine belirsizlikle ilişki kurmayı öğrenmesi ve kendi iç dünyasını daha yakından tanıması üzerine düşünceler geliştirmiştir. Çok sayıda konuşması ve kitabı farklı dillere çevrilen Osho, meditasyon ve kişisel farkındalık alanında dünya çapında tanınan isimlerden biri haline gelmiştir.