“Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!” e. e. cummings
e. e. cummings’in bu sözü, insanın kendi kimliğini korumasının neden bazen bu kadar zor olduğunu anlatıyor. Bu sözün merkezinde, kendimiz olarak kalmanın sürekli bir seçim ve mücadele gerektirmesi var. İçinde yaşadığımız dünya bize nasıl görünmemiz, nasıl yaşamamız, neye sahip olmamız ve hatta nasıl mutlu olmamız gerektiğini sürekli olarak söyleyebiliyor. Sosyal çevremiz, reklamlar, sosyal medya ve başkalarının beklentileri arasında zamanla kendi sesimizi duymakta zorlanabiliyoruz. Oysa özgünlük, herkesin yaptığından farklı bir şey yapmak değil; başkalarının onayına ihtiyaç duymadan kendi değerlerimiz doğrultusunda yaşayabilmektir. Kendimiz olmayı seçtiğimizde her zaman alkışlanmayabilir, hatta zaman zaman anlaşılmayabiliriz. Fakat insanın kendisine yabancılaşmadan yaşayabilmesi, dışarıdan kazanılan hiçbir onayın kolayca yerini dolduramayacağı bir özgürlük duygusu sağlar.
Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, her gün yalnızca başkalarının beklentilerinden bağımsız olarak verdiğimiz bir kararı fark etmektir. Günün sonunda kendimize “Bugün gerçekten benim istediğim için ne yaptım?” diye sorabiliriz. Bu, sırf başkaları öyle yapıyor diye katıldığımız bir şeye hayır demek, bize uygun olmayan bir alışkanlığı değiştirmek, kendi zevkimize göre bir seçim yapmak veya uzun zamandır ertelediğimiz bir konuda kendi fikrimizi ortaya koymak olabilir. Buradaki amaç herkese karşı gelmek değildir. Tam tersine, hangi kararların bize ait olduğunu fark etmektir. Çünkü kendimiz olabilmek bir gecede kazanılan bir özellik değil; küçük seçimlerle her gün yeniden güçlendirdiğimiz bir yaşam biçimidir.
Günlük yaşamda bunun basit bir örneğini, çevresindeki insanların kariyer tercihlerine göre yaşamını şekillendiren genç bir insan üzerinden düşünebiliriz. Herkes ondan “garantili” bir meslek seçmesini beklerken, o aslında başka bir alanda çalışmak istediğini biliyor olabilir. Bu durumda sırf kabul görmek için başkalarının seçtiği yolu izleyebilir veya kendi ilgisini ve yeteneklerini daha yakından tanıyıp kendi yolunu çizebilir. Elbette kendi yolunu seçmek riskleri ortadan kaldırmaz; ancak hayatımızı başkalarının beklentilerine göre yaşamanın da görünmeyen bir bedeli vardır. Kendimizi başkalarına benzetmeye çalıştıkça kendi hikâyemizden uzaklaşırız. Dünyanın bizi değiştirme çabasına karşı verebileceğimiz en güçlü cevap, kusursuz görünmek değil; bütün baskılara rağmen kendimiz olarak kalabilmektir.
e. e. cummings Kimdir?
e. e. cummings (1894-1962) Amerikalı şair, yazar ve ressamdır. Geleneksel şiir anlayışının sınırlarını zorlayan özgün üslubuyla 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının dikkat çekici isimlerinden biri olmuştur. Özellikle alışılmadık noktalama kullanımı, küçük harf tercihleri, sözdizimiyle oynayan şiirleri ve bireyselliği öne çıkaran anlatımıyla tanınır. Aşk, doğa, insan ilişkileri, özgürlük ve toplumun birey üzerindeki baskısı eserlerinde sıkça işlediği temalar arasındadır. Cummings, yalnızca biçimsel olarak değil, düşünsel olarak da kalıpların dışına çıkmayı önemsemiş; bireyin kendi duyarlılığını ve özgünlüğünü korumasını savunan bir edebiyat anlayışı geliştirmiştir. Bu yönüyle eserleri, özgür düşünce, bireysellik ve kendin olma cesareti üzerine güçlü bir edebî miras bırakmıştır.