“Tek ihtiyacım olan şey; bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup, olanı biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.” Sait Faik Abasıyanık

“Tek ihtiyacım olan şey; bir deniz kıyısında sabaha kadar oturup, olanı biteni gözden geçirdikten sonra kafasında her şeyi aşmış bir insan olarak kalkıp gitmek.” Sait Faik Abasıyanık

Bu sözün merkezinde bazen çözüm aramaktan önce durup düşünmeye, hayatın gürültüsünden uzaklaşarak kendimizi yeniden dinlemeye ihtiyaç duymamız var. Sait Faik’in denizle kurduğu güçlü bağ da düşünüldüğünde, burada deniz kıyısı yalnızca bir mekân değil; zihni sakinleştiren, yaşananları geride bırakıp yeniden bakabilmeye imkân veren bir içsel sığınak gibi okunabilir.

Sait Faik Abasıyanık’ın bu sözü, bazen hayatın bütün ağırlığını çözmek için hemen harekete geçmek yerine önce durmaya ve içimizde olup bitenleri anlamaya ihtiyaç duyduğumuzu anlatıyor. Gün içinde o kadar çok şeyin peşinden koşuyoruz ki yaşadıklarımızı sindirmeye, ne hissettiğimizi anlamaya ve gerçekten neyin bizi yorduğunu fark etmeye çoğu zaman fırsat bulamıyoruz. Oysa insan biraz geri çekildiğinde, birbirine karışmış düşünceler yavaş yavaş ayrılmaya başlayabiliyor. Deniz kıyısında oturmak bu nedenle güçlü bir imge: Dışarıdaki hareket azalırken içeride bir düzen kurabilmek. Belki bütün sorunlarımız o gece çözülmeyecek, geçmiş değişmeyecek, yarınla ilgili bütün cevaplar da önümüze gelmeyecek. Fakat bazen bir meseleyi aşmak, onu ortadan kaldırmak değil; artık zihnimizde eskisi kadar yer kaplamasına izin vermemektir.

Bu sözden günlük hayatımıza taşıyabileceğimiz pratik öneri, haftada en az bir kez kendimize kesintisiz bir “düşünme molası” ayırmaktır. Telefonu sessize alalım, bilgisayarı kapatalım ve mümkünse yürüyerek, deniz kenarında ya da sakin bir parkta yalnız kalabileceğimiz bir yere gidelim. Yanımıza yalnızca küçük bir not defteri alıp üç soruya cevap verelim: “Beni şu anda en çok ne yoruyor?”, “Neyi artık değiştiremiyorum?” ve “Bundan sonra neyi farklı yapabilirim?” Buradaki amaç saatlerce düşünerek kendimizi daha da yormak değil; zihnimizde birbirine dolanmış konuları ayırmak. Bazen bir sorunun cevabı yeni bir fikir değil, hangi yükü artık taşımamamız gerektiğini fark etmek olabilir. Kendimize böyle alanlar açtığımızda hayatın içinde kaybolmadan, hayatımıza biraz daha dışarıdan bakmayı öğrenebiliriz.

Günlük yaşamda bunun güzel bir örneğini, aynı anda iş, aile ve kişisel sorumlulukları arasında sıkışmış bir insan üzerinden düşünebiliriz. Her gün yeni bir sorun çıktığı için hiçbirini gerçekten düşünmeye fırsat bulamıyor, bu yüzden küçük meseleler bile zihninde büyümeye devam ediyor olabilir. Bir akşam birkaç saatliğine telefonunu kapatıp deniz kenarında tek başına oturduğunu düşünelim. Günün, hatta son birkaç ayın muhasebesini yaptığında bazı sorunların aslında çözümsüz olmadığını; bazılarının ise ne kadar uğraşırsa uğraşsın kendi kontrolünde bulunmadığını fark edebilir. Belki o gece hayatını değiştirecek büyük bir karar vermeyecek, ama ertesi sabah hangi yükü taşıyıp hangisini bırakacağını daha iyi bilecektir. Bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla çaba değil, zihnimizde biraz boşluk yaratmaktır. Bir süre durup olan bitene uzaktan bakabildiğimizde, çözüm bulamasak bile bazı şeylerin artık bizi eskisi kadar yönetmesine izin vermediğimizi fark ederiz.


Sait Faik Abasıyanık Kimdir?

Sait Faik Abasıyanık (1906-1954) Türk öykücülüğünde kendine özgü bir çizgi oluşturan yazar, şair ve romancıdır. Onu farklı kılan en önemli özelliklerden biri, gündelik hayatın sıradan görünen insanlarına ve küçük ayrıntılarına büyük bir dikkatle bakmasıdır. Balıkçılar, işçiler, çocuklar, sokakta karşılaştığı insanlar, İstanbul’un mahalleleri ve Adalar onun edebiyatında yalnızca dekor değildir; hikâyelerinin canlı karakterlerine dönüşür. Geleneksel öykü kalıplarının dışına çıkarak daha serbest, gözleme dayalı ve içten bir anlatım geliştiren Sait Faik, insanı kusurlarıyla ve çelişkileriyle birlikte görmeye çalışmıştır. Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam ve Alemdağ’da Var Bir Yılan gibi eserleri, Türk öykücülüğünün dönüşümünde önemli bir yere sahiptir. Yaşamının özellikle Burgazada ile güçlü bir bağı bulunan yazarın evi bugün Sait Faik Abasıyanık Müzesi olarak yaşatılmakta; adına verilen Sait Faik Hikâye Armağanı ise Türk öykücülüğünün en köklü ödüllerinden biri olarak sürdürülmektedir.


instagram.com/e_motivasyon

e-motivasyon.net

“Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.” Sait Faik Abasıyanık

“Eğer düşüncelerini düzene sokarsan, hayatında geri kalan her şey yerini bulur.” Lao Tzu

En İyi Kişisel Gelişim Özlü Sözleri

Bilim ve Bilgelik Üzerine Özlü Sözler

 

Yorum yapın